|
Pera" denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti
görünümünde bir yerleşme olarak ortaya çıktı.
Böylece, İstanbul içinde farklı bir topluluk 17. Yüzyılda gelişmeye
başladı. İlk önceleri, Fransız ve Venedik elçilikleri ile onların
çevresinde yerleşmiş Fransisken misyonerleri yerleşmenin çekirdeğini
oluşturuyordu. 17. Yüzyılın başlarında Galata'yı gösteren bir gravürde
surların dışında çok az bina gözükmektedir.
1700'de Beyoğlu, bugünkü Tünel-Galatasaray caddesinin iki tarafı ile, bu
caddenin yan sokaklarına yayılmıştı. Dörtyol, merkez olmak üzere Beyoğlu
gelişmişti. Batısında mezarlıklar ve doğusunda ise elçilikler vardı. 18.
yüzyılda yavaş yavaş Avrupa etkisi artmıştır. 18. yüzyıl sonunda,
İstiklal Caddesi'nde, yapıların tamamı taş veya tuğla, ya da alt katları
taş ve üstleri ahşaptır.
18. Yüzyılın sonunda İstanbul'a gelen Dallaway, Beyoğlu'nu Galata'nın
yazlığı olarak tanımlıyor, yolların düzensiz olduğunu belirtiyor ve bu
bölgede Fransız, İngiliz, Hollanda, Venedik, Rusya, İsveç, İspanya,
Prusya ve Napolili diplomatların kışlık malikanelerinin bulunduğunu
yazmıştır.
Beyoğlu genelinde ilaçlama yaptığımız böcekler; hamam böceği, tahta
kurusu, kalorifer böceği, kara fatma, oryantal hamam böceği, Amerikan
hamam böceği, hamamböceği, Alman hamam böceği, çiyan, bit, pire, çıyan,
kene, fare, akrep, örümcek, kırk ayak, yılan, tahta kurdu, ağaç kurdu,
kırkayak, tespihböceği, tesbihböceği, tespih böceği, tesbih böceği,
güve, çekirge, gümüş böceği, ev faresi, lağım faresi, çatı faresi,
fındık faresi vb. şeklinde sıralanabilir. |