|
Prehistorik(tarih öncesi) devrin, paleolitik (eskitaş)
dönemi sonlarında yapılmış olan ve dinsel bir ayini ifade eden bu
figürler, aynı zamanda Batı Anadolu’daki en eski insan kültürünü de
ortaya kor. Ödemiş ovasının yerleşim tarihi geç kalkolitik (madentaş)
çağından başlamaktadır. Bu çağda en eski yerleşmeleri ovadaki hö-yükler
oluşturur. Bütün höyüklerin özellikle M.Ö. III.binde erken Tunç çağında
yoğun biçimde yerleşim görüldüğü, ayrıca M.Ö. II.binde de yaygın
yerleşimin var olduğu bilinmektedir. O sıralarda yöremizde doğudan
gelmiş ilk Lydialılar yaşamak-taydı.
Hititler yukarı Küçükmenderes havzasına Assuwa ülkesi dediler. Assuwa
adı Grekler(Yunanlılar) tarafından Asia biçiminde söylendi. Romalılar
zamanında Asia adı yalnız yukarı Küçükmenderes ovası için değil, tüm
Batı Anadolu için söylenmiş ve zamanla büyük bir kıtanın adı olmuştur.
M.Ö. XIII. Yüzyılda Hitit kralı IV. Tudhaila, Assuwa seferine çıkmış ve
yöreyi imparatorluğuna bağlamıştır. Ancak Ödemiş yöresinde Hititler’in
varlığından kolay kolay söz edilemez. Bu devirde yöremizde bazı yerli
bağımsız Beyler ile, Hititler’e vassal prensler hüküm sürüyordu. Hitit
devletine M.Ö.XII. Yüzyılda Frigler son verdiler.
Ödemiş ovası M.Ö.VIII. Yüzyılın ortalarında Lydia Heraklid sülalesi
krallarının hegomanyası altındaydı. Daha sonra Lydia’daki Mermnad
sülalesinin kurucusu olan kral Gyges’in yönetimine girdi. Ovanın M.Ö.648’deki
Kimmer istilasından etkilenmiş olması gerekir. Adını efsanevi Lydia
kralı Tmolos’dan alan Bozdağlar üzerindeki mermer yataklarından
Lydialılar yontu yapımında yararlandılar.
Ödemiş ovasındaki Hypaipa(Datbey-Günlüce) kenti kök boyaları ve
dokumaları ile tanınmıştı. Bozdağ’dan elde edilen safran parfümü Lydia
dışına satılırdı. Ödemiş ovası Lydia halkınca yoğun biçimde iskan
edildi. Bu ovada Lydialılar koyun, keçi ve atlar beslediler. Bu atlara
dayalı uzun mızraklı süvarileri ile tüm eski dünyaya dehşet saçtılar.
M.Ö. 546’da doğudan gelen Persler Ödemiş ovasını ele geçirdiler. Pers
Kralı Kyros, Dioshieron (Christoupolis, Pyrgion, Birgi) kentine geldi.
Burada Persler için kutsal alan yaptırdı. M.Ö. 499’da Persler’e isyan
eden İonlar, Ödemiş ovasından geçip, Bozdağ’ı aşıp, Sardes’e ulaştılar.
Bozdağ’ı aşan ephesos - Sardes yolu İonlar’- ın baskınından sonra önem
kazandı. Persler, Bozdağ’da (Tmolos) dağ geçidini korumak için beyaz
mermerden bir karakol yeri yaptırdılar. Pers kralı I.Artakhsatra,
hypaipa’da ulusal Pers kültürünü simgeleyen ‘’Anahita’’ mabedini
yaptırdı. Hypaiapa’da ‘’İrani Lydien’’ denilen ve kabul ettikleri yeni
mezhepten dolayı bu adla tanınan bir topluluk oluştu.
Ödemiş ovası M.Ö. 334’de Makedonya Kralı İskender’in eline geçti. Bu
Hellenistik krallığın Halikarnassos (Bodrum) kuşatan ordusunun bir kısmı
general Parmenion yönetiminde Messogis (Aydın) dağlarını ve Ödemiş
ovasını geçerek Sardes’e vardı.
Hellenistik dönemde Ödemiş ovasına M.Ö. 323’de Antigonos ve daha sonra
Trakya satrabı Lysimakhos, M.Ö. 281’den sonra Hellenistik Selevkos
krallığı, M.Ö. 229’da Hellenistik Pergamon(Bergama) krallığı ve daha
sonra Selevkoslar’dan Achaios’un egemenliğine geçti.
M.Ö. 133’de Ödemiş ovasında Roma egemenliği başladı. M.Ö.I. Yüzyılda
Kilbianos denilen yukarı Küçükmenderes ovası Ephesos kentine bağlı bir
bölge durumuna geldi.
Pontus kralı VI.Mitridat M.Ö. 88’den, M.Ö. 85’e kadar Ödemiş ovasını
Romalılar’dan aldı. M.S.17’de olan büyük depremden Ödemiş ovasındaki
yerleşimlerde etkilendiler.
M.S. 26’da Avgustus adına Asya’da yapılacak eyalet tapınağına sahip
olmak için roma’ya kurul gönderen önbir kentin içinde Hypaipa(Günlüce)’da
vardı.
Buna rağmen Hypaipalılar, Persler’in Anaitis(Anahita) mabedine
saygıgösterip, Romalılar’a kin beslediler. M.S.II. Yüzyılda Persli
Artemis(Anaitis) kültürü çok önemli bir duruma geldi. M.S.II yüzyılın
ortalarında Asya eyaletinde görülen deprem ve M.S.165’de Babilonya’dan
gelen yıkıcı bir hastalık Ödemiş ovasındaki canlılar için tehlikeler
yarattı. M.S.III. Yüzyılda hypaipalılar, Ephesos’daki Büyük Artemis
onuruna yapılan spor oyunlarına katıldılar. Roma döneminde Ödemiş
yöresinin ün salan en büyük zenginliği kozmetik ve boya sanayiinin
yanında, eczacılıkta da kullanılan kaliteli zencefre madenleri idi.
Sülüğen de denilen bu civa cevheri önemli dış satım ürünleri
arasındaydı. Bozdağ bağcılığı Romalılar döneminde imparator emirnamesi
ile korunmaya çalışıldı.
M.S. 395.’den sonra Ödemiş ovası Bizans İmparatorluğu’nun Thracessien
Theme’si içinde kaldı. Hristiyanlık Ödemiş ovasına resmen girdi. Ovadaki
Pyrgion(Birgi), Hypaipa (Günlüce), Nikaia (Türkönü ?) gibi kentlerde
piskoposluklar kurulup, Ephosos metropolitine bağlandı. XII.yüzyılda
Pyrgion (Birgi) ve Hypaipa (Günlüce) metropolitlik (başpiskopos)
merkezleri oldu.
1071 Malazgirt muharebesinden sonra Türkler Ödemiş ovasına egemen
oldular.
Ancak 1098’de Bizans yöreyi geri aldı. Başlarında Beyleri ile Türkmen
akıncıları zaman zaman Ödemiş ovasına girdilerse de, Bizans’ın direnmesi
karşısında bu akınlar hiçbir zaman kalıcı olamadı. Germiyanoğulları’nın
subaşısı Aydınoğlu
Mehmet Bey, 1304’de Türkmenler’den oluşan savaşçıları ile yukarı
Küçükmenderes havzasına girdi. Pyrgion’daki Katalan ordusunun
çekilmesinden sonra Bizans kent ve kalelerini almaya başladı. Birgi
merkez olmak üzere 1308’de Aydınoğulları Beyliği’nin kurucusu oldu.
1333’de ünlü Arap gezgini İbni Battuta Birgi’ye gelmiş, Aydınoğlu Mehmet
Bey’in Bozdağ’daki yaylağı, Birgi’deki sarayı, Birgi medresesini ve
yapılan gösteriyi anlatmıştır.
1390’da Aydınoğulları Beyliği’ne son veren Osmanlı sultanı yıldırım
Beyazıd ordusu ile Birgi’ye kadar gelmiş, Bozdağ’ı aşarak Sard’a
gitmişti. 1402’de Aydınoğulları eski topraklarına yeniden sahip oldular.
1403 kışını Tire’de geçiren Timur Han’ın askerleri Ödemiş ovasında
güvenlikten eser bırakmadı. 1406’dan 1426’ya kadar Ödemiş yöresi
Osmanlılar ile Aydınoğlu Cüneyd Bey arasında el değiştirdi. Osmanlı
Sultanı II.Murad 1426’da Ödemiş ovasına kesinkes egemen olan Tire sancak
beyliğine bağladı ve 1443’de yörayi kendine yıllık ödenek olarak ayırdı.
Sultan II.Selim’in hocası Birgili Ataullah Efendi, Birgi’de bir medrese
yaptırarak devrin ünlü bilgini Mehmet Efendi’yi 1563’de buraya gönderdi.
İmam-ı Birgivi Mehmed Efendi 1573’de taun hastalığından ölünceye dek bu
medresede dersler verdi.
Osmanlı Sultanı III. Murad2ın hocası ve 70 kadar eseri olan Birgili
İbrahim Efendi,
Birgi’de taun hastalığının çıkması üzerine Bozdağ’a kaçtıysa da orada
aynı hastalıktan ölerek Bozdağ Tekkesi’ne gömüldü. 1624’de Birgili bir
timar sipahi olan Cennet-karıoğlu yukarı Küçükmenderes havzası halkından
söz alarak ayaklanmış, 1625’de Denizli sınırında tutularak Birgi’de
kazığa oturtulmuştur. XVII. yüzyılda Ödemiş yöresine gelen gezgin Evliya
Çelebi Birgi ehri, Bozdağ yaylası, Erbain dağı, Gölcük, Gülşen kazası
(Kiraz ?), Balyambolu (Beydağ) kazası, Tasahorya,Beyköy ve
Beyyaylağı’ndan söz ederek bu yüzyıldaki durumlarını sergiler. 1653 ve
1668’de ovada depremler oldu. 1657,1672 ve 1690’da görülen eşkiyalık
hareketleri bastırıldı. 1684 de Ötemiş Türkmen oymağının yerleşik duruma
getirilmesi ile Ödemiş kentinin temelleri atılmış oldu.
XVIII. yüzyılda Ödemiş ovası, merkezi Aydıngüzelhisarı olan Aydın
Livası’na bağlıydı.
1739 ve 1850 yıllarında depremler oldu. Atçalı Kel Mehmet Efe’nin
kuvvetleri Ödemiş’e egemen oldularsa da 1829’da Yetim Mehmed Ağa
tarafından geri alındı.
1832-1834 yılları arasında Ödemiş ve yöresi Mısır Seraskerliği’nin hükmü
altında kaldı. 1854’deki Kırım Savaşı’na ovanın zeybeklerinden
kayılanlar oldu. 1865’de Birgi’de taun hastalığı çıktı. 1867’de
çıkarılan Vilayetler İdaresi Kanunu ile Keles (1948’de Ödemiş’ten
ayrılarak ilçeoldu), Bayrambolu (Beydağ, 1987’de Ödemiş’ten ayrıllarak
ilçe oldu) ve Birgi bucak durumuna getirilerek Ödemiş kazasına bağlandı.
1877 Osmanlı-Rus Savaşı başında genel af çıkarılınca yöredeki
zeybeklerin önemli kısmı yüze inerek savaşa katıldılar. XIX.yüzyılın
yöredeki en tanınmış efeleri Çakıcalı Mehmed ve Kamalı Mustafa’dır. 1
Haziran 1919’da Ödemiş’in Yunanlılar tarafınadn işgali üzerine ovada
efe,zeybekler ve halk yeni cepheler oluşturdular.
Bozdağ’da Postlu Mestan Efe, Kaymakçı’da Gökçen Hüseyin Efe, Çaylı’da
Keleş Mehmed Efe, Köseler’de Ömer Çavuş Efe, Halkapınar’da Mursallı
İsmail Efe, Bademli de Kör Bayram Efe açılan cephelerde Yunanlılar’a bir
yıla yakın kayıplar verdirdiler.
Zamanla Ödemiş yüzünde cepheler dağıldı. Gerilla tipi yıpratma
muharebelerinin yerini düzenli ve disiplinli Türk ordusunun muharebeleri
aldı. 30 Ağustos 1922’deki Büyük Zafer’den sonra Yunanlılar 3 Eylül
1922’de Ödemiş’i terk ettiler.
Ödemiş genelinde ilaçlama yaptığımız böcekler; hamam böceği, tahta
kurusu, kalorifer böceği, kara fatma, oryantal hamam böceği, Amerikan
hamam böceği, hamamböceği, Alman hamam böceği, çiyan, bit, pire, çıyan,
kene, fare, akrep, örümcek, kırk ayak, yılan, tahta kurdu, ağaç kurdu,
kırkayak, tespihböceği, tesbihböceği, tespih böceği, tesbih böceği,
güve, çekirge, gümüş böceği, ev faresi, lağım faresi, çatı faresi,
fındık faresi vb. şeklinde sıralanabilir. |